Ölümü bu aralar sık sık düşünür oldum. 40′ lı yaşlara yaklaştığımdan mıdır bilinmez “geldik gidiyoruz işte” hissi daha da bir yoğunlaştı, nasıl bir hayat istiyorum düşüncesi zihnimde sıklaştı. 20’li ve 30’lu yaşlarımda hep yetiştirilecek görevler ve sorumluluklar vardı. Bunları tamamlamaya çalıştım ama ben çalıştıkça onlar çoğaldı, dünyaya kapıldım, yaşlar arttı. Şimdi bu yaşlarımda bunun sonunun olmadığını fark ediyorum ve ben kariyer sahibi, evli, çocuklu bir Canan’ dan öte ne olmak istiyorum bunu bilmek istiyorum. Belki bu yüzden sık sık ölümü düşünüyorum. Ölürsem kendimden razı olur muyum, merak ediyorum.

Kuran’da her duyduğumda beni duygulandıran bir müjde var. Rabbim Fecr suresinde şöyle buyuruyor “Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan râzı, O da senden râzı olarak Rabbine dön. Kullarım arasına katıl ve cennetime gir!” Ne güzel bir ifade, huzura kavuşmuşsun ve artık razısın. Ve ötesi Rabb’inde senden razı. Ne büyük bir rahatlama. Bu demektir ki sen ne yapman gerektiğini çözmüşsün, onu yapmışsın ve onayı almışsın artık. Hangi suyun sakasısın bilmişsin, tütmesi gereken ocak nerede bulmuşsun. Ne büyük müjde…

Ben de ise hep bir şeyler yapmalıyım inancı ama o şeyler ne, bir şeyler ortaya koymalıyım hevesi ama nerede? İçimde bir çağrı var ama o kadar kısık ki sesi ben bile duyamıyorum. Ulaşamıyorum ki başlarına anlatayım. Ben bile anlamıyorum ki dilini aktarayım. İşte 40’lı yaşlar bana o çağrıyı hatırlattı, içimdeki müziği duymadan ölmek istemediğimi yüzüme çarptı. Çok şey denedim ama evet bu dediğim şimdilik olmadı. Artık diğer pek çok sesi kapatmaya çalışıyorum ki içimdeki sesi bulayım. Kendi çağrımı duyayım. Dilerim bir yerden yakalarsam, önce onu bir nota sonra da çok güzel bir senfoni yapayım. Böylece öldüğümde kendimden razı olayım, huzuru bulayım….




Yorum bırakın